25 Eylül 2014 Perşembe

Bir derginin yüzüne bakmak

Geniş Açı dergisinin bir sayısında alzheimer hastası biri vardı. O sayının kapağını kullanacaktım ama bulamayınca bakışı neredeyse bize hiç dokunmayacakmış gibi duran bir çocuğun bulunduğu yukarıdaki kapağı seçtim.


Dergilerin yüzlerinde biriken bakışlar var.

Bazı dergilerin kapaklarındaki bakışlar çok etkileyici.

Eskiden, düzgün bir kitaplığım varken, Geniş Açı dergilerinin bulunduğu raftan bir dergi çıkartır yüzünü odanın kapısına doğru çevirirdim. Bazen birkaç gün, bazen bir iki hafta o derginin yüzüne bakardım. Yorulunca, bir başka dergiyi çıkartırdım. Bazı kapaklar umutla dolu, bazıları çok tuhaf bir enerjiyi ve renkleri içinde barındırıyor. Yukarıdaki fotoğrafta ise yeşilin tonuna hayranım. Bu fotoğraf doğadan uzak bir yeşilin şehre yerleştiğini ve bize baktığını gösteriyor. Ayrıca hiç yormayan bir fotoğraf bu. Bir başka hayatın, bir başka zamanın ve bir başka şehrin içinden geçip gidiyoruz bu fotoğrafa bakarken. Bir başkası da, uzak bakışlarıyla hiç farkında olmadan bize bakıp geçiyor. Yolcu taşıyan araçlar her gün bakışlarımızı da taşıyor. Dokunarak geçtiğimiz bütün bu cansızların sırtında canlıların el ele yürüyen mutsuzluğu ve mutluluğu, barbarlığı  ve bilgeliği, nefreti ve aşkı var.

Bilmem kimse farkında mı? Fotoğraflardaki bakışların gücü zamanla azaldı artık. Kendimizi ne kadar önemli bulsak da çok önemli biri değiliz şimdi, çünkü çok fazla fotoğrafımız var, uzun uzun bakmakta zorlanıyoruz, daha kısa, daha da kısa bakışlarla bölünüyoruz. Bakışlarımız bölündükçe azalıyoruz. Azaldıkça bölünüyor, çok daha önemsizleşiyoruz.

Bakış yoğunlaştıkça daha yakıcı olur.

Fotoğraf: Imogen Cunningham, 1931