3 Şubat 2011 Perşembe

Yapı dergisinin 350. sayısı, Doğan Hasol ve Şinasi Acar


Yapı dergisinin 350. sayısını, yani geçtiğimiz ay yayımlanan o mübarek sayıyı almayı unuttuğumu farkedince, Yapı Endüstri Merkezi'nin Fulya'daki mekânına uğradım. Çok güzel bir kitabevi var burada, Yapı Endüsttri Merkezi (YEM) eskiden Harbiye'de iken ulaşması daha kolaydı, şimdi Fulya benim için ters bir noktada kalsa da yine de zaman yaratmak ve gitmek gerekiyor. YEM'deki kitabevi o kadar güzel ki, üst katta bulunan kütüphaneden bile daha fazla kitap var burada.

Kütüphanelerini biraz zayıf buldum, süreli yayın olarak fena sayılmayabilir elbette ama kitap olarak ve genel olarak hem küçük hem çok zayıf bir kütüphane. Fakat kötülemek istemem güzel bir mekan, sakin sakin çalışmak için ideal. (Sadece havalandırmanın gürültüsüne kafayı takarsanız kaçıp kurtulmak isteyebilirsiniz, ona bir şey diyemem.) Kütüphaneye Bilgi Belge Merkezi adı takılmış. Ancak Bilgi Belge Merkezi aslında hem arşiv hem de kütüphane özelliklerine sahip mekanlar için kullanılıyor diye biliyorum, bu yüzden ben bu mekana kütüphane demeyi tercih ediyorum. (Bu arada kütüphaneyi dolaşırken dikkatimi çeken bir başka husus da dergileri iyi bir ciltçiye yaptırmadıklarını görmek oldu, daha şık bir cilt yapılabilirdi.)

Yapı dergisi 38 yaşında!

Türkiye gibi kültüre, sanata ve mimariye önem vermeyen bir ülkede Doğan Hasol gibi kahramanların bulunması büyük bir şans bence. Doğan Hasol ile tanışmak ve ellerini öpmek istiyorum aslında. Böylesine acayip bir memlekette inatla 38 yıl çalışıp, bir dergiyi 350. sayıya ulaştırmak için ciddi bir çaba ve sevgi gerekir.

Yapı dergisi çok çok önemli bir dergi, ilk sayısı Temmuz 1973 tarihinde yayımlanmış. Mimarlıkla ilginiz olsun olmasın bu güzel dergiyi alın. Göreceksiniz ki dergide sadece mimarlık yok, kültür, sanat ve tasarıma ilişkin makalelerin yanında Şinasi Acar gibi yine bu memlekette yaşayan güzel bir insanın makalelerine de tesadüf edebilirsiniz. Yapı dergisini okudukça bilginize bilgi katılacaktır, buna emin olun, boş dergilerden değildir.

Bende 350 sayının tamamı yok elbette (keşke olsaydı) ama içinde Şinasi Acar'ın makaleleri bulunan sayıları toplama ve tamamlama gayreti içindeyim! Ayrıca Şinasi Acar'ın yazdığı makaleleri sonra kitap olarak görmenin ayrı bir zevki de var. Şinasi Acar'ın ilgi alanları çok, güneş saatlerinden Osmanlı kılıçlarına kadar envai çeşit konuularda yazabilecek derin bir bilgiye sahip, benim de en büyük keyfim kendisinin bu makalelerini okumak. Mesela SON BAŞMUVAKKİT: AHMED ZİYA AKBULUT isimli makalesi unutulmazdı, sonra kitap olarak da yayımlandı. 35. sayıda da Şinasi Acar'ın T. Fikret Uçar ile birlikte yazdığı bir makale var: "2009 Dünya Astronomi Yılı'nda Yapılan Anadolu Üniversitesi Güneş Saati" isimli bu makale öylesine güzel ki daha giriş kısmında "Saat Kavramı ve tarihçe" bölümü ile temel bilgileri vererek okuyanı ciddi bilgi sahibi yaptığı gibi arkasından güneş saatlerine ilişkin bilgileri de alınca mükemmel bir şekilde hazmedilecek bir hazine ile karşılaşıyorsunuz. Anadolu Üniversitesi'ne yapılan güneş saatinin yapım aşamaları da çok ilginç, herkesin okumasını dilerim bu güzel makaleyi.

Yapı dergisinin kapağında şöyle yazar: mimarlık, tasarım, kültür, sanat. Bu sözcükler dergiyi özetliyor zaten. Mesela "Gaudi Efsanesi" isimli Ümran Topçu'nun makalesi yine mutlaka okunması gereken bir makale, dergiye olan sevgimi daha artırdı diyebilirim.

Doğan Hasol ile bugün tanışamadım ancak en kısa zamanda tanışmak istiyorum. Bu blogu okuyanlardan Doğan Hasol'u tanıyan varsa lütfen ona hayranlığımı iletsin. Teşekkürler.

Hiç yorum yok: