15 Ağustos 2010 Pazar

Gentlemen

Gentlemen, Dünya gazetesinin de bulunduğunu grup bünyesinde yayımlanan italyan kökenli ve erkeklere yönelik bir yaşam kültürü dergisi.

Erkeklere yönelik derken daha çok zevk sahibi erkek işadamlarına, onların hayat biçimlerine ve hobilerine seslenen bir dergi demek belki daha doğru bir tanım olacaktır.

Derginin tasarımı dünya globus'un diğer yayınları gibi geleneksel olarak çok sıradan ve zayıf, fakat sayfa boyutlarından kaynaklanan gösterişli bir tarzı olduğu da görülüyor. Derginin kapağı ince olduğundan köşe uçları çabucak kırılıyor

Örnek olarak Ağustos 2010 tarihli 46. sayıyı inceleyelim. Bu sayının ana konuları: Otomobil, dekorasyon, moda, binicilik, yemek, saat, teknoloji, eğlence-dinlence merkezleri ve sanat.

Kapakta Antik A.Ş.'den Turgay Artam ve oğlu Olgaç Artam var. Onlarla işlerini ve hayatlarını anlatan güzel bir röportaj yapılmış.

Dergide olmazsa olmaz cinsinden Ahmet Ümit söyleşisi de var, zaten son zamanlarda içinde Elif Shafak veya Ahmet Ümit olmayan bir dergi veya gazete eki bulmanız mümkün değil (Elif Shafak bu ayki National Geographic dergisinde bile var!) ama içinde bu zatların olmadığı bir dergi bulursanız o derginin şahsiyetli bir yayın olduğuna peşinen hükmetmeniz gerekiyor, o derecede ikrah edici bir durum.

Bütün bu fasılları bir yana bırakırsak Gentlemen dergisini bence sözü edilmeye değer kılan yönü saatlere layıkıyla yer vermesi. Robb Report dergisi bile -ki dünyada saatlere hakkını veren ölçüde yer en önemli küresel dergilerden biridir- artık saatleri unutmuş görünüyor.

Bir saat meraklısı Gentlemen dergisinin 46. sayısına baktığında 14. sayfada Mont Blanc saatlerini, 22. sayfada Zenith El Primero 36.000, 40-41. sayfalarda Parmigiani Fleurier ve Montreaux Caz Festivali, 93-95. sayfalarda ise Pırlant'ın saat hastanesinden söz edildiğini görebilecek.

Dergide en ilginç sayfalardan biri bence Bursa Korupak içinde bulunan bu saat hastanesinden söz edildiği kısımlar. Pırlant'tan Fatih Akpınar ile görüşülmüş ve sadece ayrıntılarıyla, ustalarıyla saat hastanesini değil Pırlant'ın da tarihini anlatmış bir yerde.

Hiç yorum yok: