4 Kasım 2010 Perşembe

YENİ



Yeni bir dergi görünce şaşırmamak ve heyecanlanmamak olmaz. İşte kitap boyutlarında tasarlanmış, Fahri Özdemir ve İsmail Ertürk yönetimindeki 3 aylık kültür dergisi 'yeni' de bu cinsten güzel bir dergi.

Tabii yeni bir dergi deyince, adı da yeni olunca akla hemen Memet Fuat yönetimindeki de yayınları'nın mahsülü, efsane bir dergi olan 'Yeni Dergi' geliyor, ancak bu derginin eski olan dergiyle bir bağı yok, dergiyi çıkaranlar da eski dergilere meraklı insanlar değil sanıyorum, yine de 'Yeni Dergi'ye bir selam verilseydi çok şık olurdu:



Dergi güzel fakat derginin ana konusunu (kriz) çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim, kapağı da aynı şekilde çarpıcı olmaktan çok uzak, kapak bir dergiyi dergi yapan en önemli unsurların başında gelir, içeriğe açılan bir kapıdır, önemlidir. Derginin kapağına baktığımızda evvela kapaktaki bazı isimlerin meraklı okurları gıdıklayan cinsten olduğunu görüyoruz.

Derginin kapağındaki isimler şöyle:

Füsun Akatlı / Hakan Akşit / Oruç Aruoba / Enis Batur / İlhan Berk / Malgorzata Czarkowska / Betül Çotuksöken / Fazıl Hüsnü Dağlarca / Oğuz Demiralp / Ferit Edgü / Evren Erem / İsmail Ertürk / Murat Gülsoy / Aslı Güneş / Banu Güven / Ekrem Işın / İoanna Kuçuradi / Nilüfer Kuyaş İlhan K. Mimaroğlu / Soli Özel / İskender Özturanlı / Cem Sarvan Özer Sayın / Sean Scully / Michel Tournier / İlhan Usmanbaş / Gündüz Vassaf / Immanuel Wallerstein / Jackie Wullschlager / Mustafa Yılmazer / Yonca Güneş Yücel

Elbette medya dünyasının popüler isimleri beni azıcık da olsa ilgilendiren isimler değil, aksine medya dünyasında fazla görünmeyen, Oğuz Demiralp, Betül Çotuksöken, Oruç Aruoba gibi isimleri görünce dergiyi alma gereği duydum.

Ama bu derginin asıl ağırlık noktası Viyana'dan Seferihisar'a 75.000 kitaplık bir kütüphaneyi taşımış olan Akşit ailesi ile ilgili küçümen yazıdır bence. Bu yazının başlığı da: İzmir'den bir özel kütüphane.

Özel kütüphanelere büyük ihtiyaç var, devletin kütüphaneleri hem sayıca azlar hem de canları sıkılan ve aslında kitaplardan pek de anlamayan kadrolu insanlarla dolu. Bu insanlar güzel veya nadir kitap görünce bile heyecanlanmıyor ve elleri milim titremiyor.

Dergideki bir başka beğendiğim ve iyi ki bu dergiyi almışım diye gönlümü şenlendiren yazı ise Sean Scully imzalı "Giorgio Morandi / direnç ve sabır" isimli yazı oldu. Çeviri biraz duraklatsa da yazının çok güzel olduğunu görmek ve yeni şeyler öğrenmemin hazzını yaşamak başka bir şey. Dergiler böyledir, bir yazı veya bir fotoğraf her şeyi değiştirir.

1 yorum:

Serhan Bali dedi ki...

bu dergiden haberim yoktu, öğrendiğim iyi oldu, çok teşekkürler, özellikle ilhan usmanbaş ismini görünce daha da ilgilendim tabii :)
Sevgiler
Serhan Bali