Pages


30 Ocak 2011 Pazar

Heavy Metal Türkiye!


Arka Bahçe Yayıncılık hayırlı bir iş yapmış ve Heavy Metal dergisini Türkçe olarak yayımlamaya başlamış. Ben de hevesle ilk sayıyı aldım.

Derginin kapağına bakarken geçmişe yolculuk yaptım. 1980'lerin sonu, 1990'ların başında lise öğrencisi bir çizgi roman meraklısı olarak Gümüşsüyu'ndan Dolmabahçe'ye inen caddenin solundaki kitapçıdan HM dergileri alırdık (lise öğrencisinin ne kadar parası olacak, sürekli alamazdım, evlerindeki çizgi roman külliyatına hayran olduğumuz abilerle giderdim, zaten artık o dükkan da yerinde yok, çok üzüldüm).

Başlarda o kadar fazla meraklısı değildim derginin, ben fanatik bir Alaska (Ken Parker) okuruydum sadece (hâlâ öyleyim Ken Parker 1 numaradır). Fantastik çizgilere hayran bir arkadaşım bulaştırmıştı bu hastalığı bana. Evinde çizgi roman kitapları dışında, Heavy Metal ve benzeri dergilerden (Epic dahil) yığınla vardı. Bazı sayılardan yanılıp ikinci bir kez aldığı da olurdu, bu mükerrer sayılara da ben talip olurdum. Sahafları mütemadiyen kolaçan ettiğimiz için tezgahlardan tek tük çıktıkça almışlığımız da vardır. Heavy Metal dergilerini Osmanbey-Kurtuluş arasında daha çok Dünya Dağıtım'ın Türkiye'le getirdiği yabancı dergilerin iadelerini satan bir abimizden de aldığımızı hatırlıyorum, dergiler ucuzdu, çünkü kapaklarındaki dergilerin adı yazan kısmı yırtıktı (bu dergileri yurtdışına tekrar göndermek masrafları olacağından satılmadığını ispatlamak için dergilerin isimlerini yırtıp gönderirlermiş, satılmayan dergiler de sahaflara ve bu Osmanbey'deki dergici abimiz gibilere satılırmış böyle).

Konuyu dağıtmayalım Heavy Metal çizerlerinden en çok Moebius (Jean Giraud) hayranıyımdır. Bence fantastik çizginin tapılacak üstadıdır kendisi. İnsanı düşlere sürükleyen bir tarzı var Moebius ustanın.

Heavy Metal Türkiye dergisine dönersek derginin kapağındaki çizim Jim Burns'e ait ve belki eski HM dergisini anımsatan dergideki tek güzel şey! 3.sayfadan 49. sayfaya kadar ise "Starlight" isimli sonunda son yazan ama sonu olmayan bir macera var, ardından "Yüz-ler basamağı" (Kerim Sakızlı-Doncho Donchev) isimli 5 sayfalık deneysel bir çalışma, onun arkasından 54 ve 97. sayfalar arasında M.Frezzato'nun "The Young Queen" (Genç Kraliçe) isimli yine sonunda son yazan ama bitmediği belli olan bir hikaye, derginin nihayetinde ise "Ruhların Evi" isimli Ezgi Aksoy ve Tayfun sezer ortak çalışması var.

Derginin son sayfalarında ise kitap tanıtımı, ansiklopedi köşesi ve Luis Royo'nun çizimleri yer alıyor.

Heavy Metal Türkiye için başlangıçta hayırlı bir iş demiştim, evet teorik olarak hayırlı bir iş, fakat pratikte öyle değil. Dergiyi çıkaranlar kimler bilmiyorum ama bildiğimiz Heavy Metal dergisinin dev gölgesinin arkasına saklanmış bir fantastik çizgi albümünden başka bir şey değil, yine de hayırlara vesile olmasını diliyorum, orası ayrı.

Heavy Metal Türkiye'nin bildiğimiz efsane Heavy Metal dergisiyle bir ilgisi yok. 45 sayfalık uzun mu uzun iç bayıcı hikayelere ne gerek var bilmiyorum. Seçimlerde, tercihlerde hatalar yapılmış belli ki. Nerede Moebius? Nerede Enki Bilal? Nerede o eşsiz çizerler? Neden bilhassa karikatüre kaçan çizerler tercih edilmiş?


Bildiğimiz Heavy Metal dergisinde mizah unsuru vardır elbette ama mizahın en koyusu vardır, yani yayımlanan çizgi öykülerde kara mizah unsurları görülür elbette. Fakat bundan daha önemlisi Heavy Metal dergisi yetişkinler için yayımlanan kimi zaman sert çizgilere sahip öyküler barındıran karanlık ve tekin olmayan bir dergidir.

Önsözde derginin yayın yönetmeni Ahmet Kocaoğlu dergi ile kitap arası bir format denediklerini söylüyor. Anlaşılacak bir tutum değil. İlk sayı için çok özen gösterilmesi gerekiyordu, en azından bir araştırma yaparak Türkiye'de çizgi roman sevenlere danışabilirlerdi, öyle bir şey yapsalardı sonuç bu olmazdı bence. 112 sayfalık bir dergi-kitap karışımı görünürde ağır ama içi boş bir kağıt yığını gibi duruyor. Daha mütevazı bir format deneyebilirlerdi, eskilerin çizgi şaheserlerine yer verebilirlerdi, Heavy Metal dergisinin geçmişinden söz etmeyi dahi gereksiz bulmuşlar (haklarını yemeyelim, önsözde bir cümlenin yarısında Heavy Metal'ın 1977 yılından itibaren yayımlandığını söylemişler) ve buna benzer ilk sayı için gereksiz ağırlıklarla yüklü olan bir dergi yapmışlar.

Öyle garip bir durum ki Yapı Kredi'nin Doğan Kardeş dergisi çizgileriyle, öyküleriyle çok daha Heavy Metal dururken, Heavy Metal Türkiye ise ergenlere yönelik bir dergi görüntüsünde.

Heavy Metal Türkiye daha ilk sayısı ile çizgiroman hastalarına büyük bir hayal kırıklığı yaşattı diyorum, dergi bu anlayış ile devam ederse sonu Mad'e benzeyecektir. (Arka Bahçe daha önce Mad dergisini yayımlamış, 4 sayı sonra kapatmak zorunda kalmışlardı.)

2 yorum:

Kerem dedi ki...

Googleda ne oldu bu Heavy Metal dergisine diye aratırken gördüm yazınızı. 4. sayı sonunda iptal. İleri görüşlü bir yazı olmuş. İlk 2 sayısnı alıp, sonra buna bu kadar para yazık diyip bıraktığım bir dergidir. O iki sayıda arşivde duruyor ama en yakın zamanda elden çıkar.

Unknown dedi ki...

Haberim yoktu Türkçe olarak çıktığından. Seri halde sahafta bulup aldım heyecanla. İlk sayı tam bir hayal kırıklığı. Bitmediği aşikar olan hikayelerin son karesine "SON" yazmak nasıl bir terbiyesizlik? Okuyucuyu aptal yerine koymak, hem de daha ilk sayıdan, çok kötü bir fikir olsa gerek.