20 Nisan 2010 Salı

Hiçbir şey hayat kadar şaşırtıcı olamaz, dergi hariç...



Bir yerden başlamak gerek. Fotoğrafları toplayayım, dergileri bir düzene koyayım derken aradan günler aylar geçti, kırık dökük de olsa başlamam gerek diye düşündüm, yoksa ben fotoğrafları toplayıp sınıflandırayım, dergileri konularına göre ayırayım derken bu blog hiç olmayabilirdi. Neyse artık armudun sapı, üzümün çöpü demeden uzun zamandır sürüncemede bıraktığım bu sıkıntıya bir nihayet vererek "dergi okumaya" başlıyorum.

Bu bir ilk yazı olduğuna göre dergilerin ilk sayılarından söz etmeden olmaz, vaktiyle Ekşi Sözlük'e eklemiştim, kendimden alıntı yapayım:

Dergilerin ilk sayıları çok ilginçtir. Garip bir enerjisi vardır bunların. Dünyayı yıkmaya hazırlanan adamların ve kadınların birikmiş bütün duygularını bu ilk sayılarda bulabilirsiniz. Bazı dergilerin ilk sayıdan öteye gidememesi de bundandır. Enerji miktarı tek sayılıktır.

İlk sayılar aynı zamanda koleksiyoncular için de çok önemlidir. Diyelim şahane bulduğunuz bir derginin ilk sayısını buldunuz ve bu dergi piyasada yok, çoktan kepenkleri indirmiş filan. O zaman heyecanla toplamaya başlarsınız. Belirli aralıklarla sahafları gezmeye başlarsınız.

Aynı aşk gibidir bu. Bazen yıllar sürer. Gizli bir tarikatın üyesi gibi davranırsınız, diğer dergi toplayıcılarına şüpheyle bakarsınız, onlardan önce derginize kavuşmak için elinizden gelen her şeyi yaparsınız. Elinizde ilk sayının olması derginin tapusunun elinizde olması gibidir. Diğer sayıları toplama hakkını verir. Aynı dergiyi biriktiren ama elinde ilk sayısı olmayan zavallılara karşı bir üstünlük duymanızı da sağlar. Bu koleksiyonculuk sağlıklı bünyelere zarardır vesselam.
(10.12.2003)

Hiç yorum yok: